Hayat Sınavdan Büyüktür


Birlikte düşünmek için bir soru: Daha İyi Bir Sistem Veremedik ama Daha Güçlü Bir İrade Verebilir miyiz?


Bir yetişkin, bir ebeveyn ya da bir mentor olarak aynaya bakıp, bir kuşağı temsilen kendimize şu dürüst itirafta bulunmamız gerekiyor: Bugünün gençlerine, içine doğdukları dünyadan veya içinden geçtikleri eğitim sisteminden daha iyisini vermeliydik, veremedik. Onlara ancak rekabetin daha sert, kapıların daha dar ve belirsizliğin her zamankinden fazla olduğu yıpratıcı bir düzen bıraktık.

Ancak bu kabulün ardına sığınıp kalmak, sistemin kusurunu katlamaktan başka bir işe yaramaz. Eğer biz yetişkinler, hayatın sadece tek tip zekayı ölçen bir sınavdan daha büyük ve zengin olduğuna tüm kalbimizle inanmazsak, hayatın adaletinin geç kalmasına bizzat alet oluruz.

Türkiye’de Sınav Gerçeği

LGS’de veya YKS’de tüm çocuklarımız aynı soruları çözüyorlar. Ama aslında hepsi birbirinden farklı becerilere, başka yetkinliklere sahipler. Her biri başka bir yerde farklı bir zekâ türüyle öne çıkıyor. Kimi çok analitik, kimi çok yaratıcı, birinde liderlik özellikleri çok önde, ötekinin sosyal becerileri, insan ilişkileri çok önde. Ancak sınav sadece tek tür bir zekayı ölçüyor. Bu gerçeği bu haliyle görmeyen çocuk da ebeveyni de kazara ölçülen zekâ türünde ortalamanın üstünde değilse kendini başarısız, hatta daha kötüsü zekasını az kabul ediyor.

Bu sistem tüm zekâ türlerine hakkını vermediği için adil değil. Ve maalesef öğrenciyi sınav sonucuna göre tanımlanmaya kalktığımızda, bu adaletsizliği katlayarak artırmak içten bile değil.

Sınav böyle, eleme sistemi böyle ama hayat böyle olmayacak. Hayat çocuklarımıza farklı farklı özelliklerinizi ortaya koyup ışıldayabilecekleri bir takım farklı fırsatlar verecek ama üniversite sınavı onlardan biri değil.

Okul Başarısı =/ Hayat Başarısı

Akademik başarı ile hayat başarısı her zaman paralel değildir.

Gerçek hayat hikayeleri, okul sıralarında çok parlak olup hayatta vasat bir yere gelen, aksine okulda vasat olup çalışma hayatında çarpıcı başarılara imza atanlarla doludur.

Başka bir deyişle akademik başarı belki bazı alanlarda bir meslek sahibi olmak için gerek koşul olabilir. Ancak o meslekte başarılı olmak, hayatta doğru seçimler yapmak, doğru insanlarla doğru işler yapmak, öne çıkmak ve fark yaratmak için yeter koşul değildir.

Özellikle de değişimin bu kadar baskın bir rol oynadığı, insanoğlunun kendini bu kadar çok ve sık güncellemek zorunda olduğu bu yeni çağda, diplomalar eski konumlarında değiller.

“Artık” insanın kendiyle olan ilişkisini sağlam tutması, kendine yatırım yaparak kendini güncellemesi, ömrünün sonuna kadar kendi üzerinizde çalışmaya devam etmesi bir zorunluluk haline geldi.

Yılmazlık: Bir Zırh Değil, Bir Kas Grubu

Psikolojide “yılmazlık” dediğimiz kavram, zorlukların yaşanmaması değil, zorluklara rağmen ayağa kalkabilme becerisidir. Çocuklarımızı korumak adına önlerindeki tüm taşları temizlemeye çalışma refleksini tüm ebeveynler yakından tanır. Oysa hayatın engebeli yollarında onlara lazım olan şey pürüzsüz bir zemin değil, o engebelerde dengesini koruyabilen güçlü bir iradedir.

Sistemi hemen bugün değiştiremeyebiliriz ama sisteme rağmen sistemin içinde ayakta kalacak; eğilip kırılmak yerine, rüzgârı arkasına alacak “yılmaz” bireyler yetişmesine rehberlik edebiliriz. Onlara lazım olan pürüzsüz bir zemin değil; engebeli yollarda dengesini koruyabilen güçlü bir iradedir.

Kendine liderlik eden bir çocuk veya genç, dışarıdaki sistemin kusurlarına odaklanıp “kurban” rolüne bürünmek yerine, kendi iç kaynaklarını nasıl seferber edeceğini öğrenir. İşte bu noktada biz yetişkinlere düşen görev; onlara sadece “başarı” hedefleri koymak değil, “başarısızlıklarla ve sistemin adaletsizlikleriyle başa çıkma” rehberliği yapmaktır.

Kontrol Alanında Kalmayı Öğretmek

Sistemin yapısı kontrol dışı alanımızda olabilir. Ancak bu yapıya verdiğimiz tepki ve çocuklarımıza sunduğumuz değer yargıları tamamen bizim; çalışma disiplini ve mental dayanıklılık da çocuklarımızın kontrol alanı içindedir. İhtiyacımız olan bilinçse şöyledir:

  • Sistem sizi tek bir pencereden ölçebilir ama senin kapasiten o pencereye sığmayacak kadar geniştir.
  • Sonuç her zaman adil olmayabilir, ama süreçteki duruşun ve emeğin senin karakterindir.

“Her şey çok güzel olacak” gibi içi boş bir iyimserlik yerine, “ne olursa olsun, senin bunu yönetecek bir içsel gücün var” güvenini vermemiz önemlidir.

Yeni Bir Sistem İçin Güçlü İrade

Eğer biz bugün onlara daha güçlü bir irade kazandırmazsak, yarın bu gençler de aynı hatalı sistemin birer parçası haline gelebilir. Onlara mükemmel bir dünya veremedik ama zorlukların içinden geçerken kendi hikayelerini yazacakları o sarsılmaz iradeyi kazanmaları için yanlarında durabiliriz.

Çünkü gelecek, sadece sınav kağıtlarını doldurmak için ışığını terk edenlerin değil; hayatın sınavdan büyük olduğunu bilip kendi içindeki sistemi kuranların olacaktır.

İradeyi Güçlendiren Öz-Farkındalık & Öz-Şefkat

Güçlü bir irade, sadece sert bir disiplinden gelmez. Aksine, her alanda başarılı olmak diye bir gereklilik olmadığını, zaten başarısızlığın da başarıya giden yoldaki doğal bir evre olduğunu bilen, düştüğünde kendine şefkat gösterebilen, hatalarından ders çıkarıp “Yeniden başlayabilirim” diyebilen insan yılmazdır.

Sistemin içinde yollarını bulmak için ihtiyaç duydukları pusula: Kendi benzersiz özelliklerinin farkında olan, otantik kimliğine değer veren, değerlerini bilen ve onları önceleyen, ünvanların ötesinde güçlü bir benlik inşasıdır.

Evet, onlara mükemmel bir dünya veremedik. Ama zorlukların içinden geçerken kendi hikayelerini yazacakları sarsılmaz iradeyi kazanmaları için yanlarında durabiliriz. Çünkü gelecek, en iyi sisteme sahip olanların değil, en güçlü “kendine liderlik” kasına sahip olanların olacaktır.

Sizce çocuklarımıza kendi güçlerini keşfettirecek fırsatları ne kadar verebiliyoruz?

🌿Kendin Olmanın Güveni ve Liderliğiyle,
Ebru Ardıç🌿

Görsel NotebookLM ile oluşturulmuştur