Birlikte düşünmek için bir soru.
Yıllardır söylerim, sunumlarımda da kullanmışımdır:
Birine kızdığınız ve onu yaptığına pişman etmek istediğinizde yapabileceğiniz en büyük hamle onu en doğru şekilde kale almamaktır.
Bu fikri farklı kanallardan doğrulayalım mı?
İlk olarak psikoloji. Psikolojide insanlararası ilişkileri anlamaya çok yardımı olan “Temas biçimleri” konusu vardır. Konuda derinleşirken beni çok etkileyen bir cümle ile karşılaşmıştım. Bir insan için “En Kötü Temas Temassızlıktan İyidir” deniyordu.
Eğitim psikolojisinde Motivasyon kavramını açıklayan ERG teorisi insanın ilişki ihtiyacını anlatırken şu uyarıyı yapıyordu : İlişkinin karşıtı ilişki yokluğudur. Öfke veya düşmanlık değildir. Çünkü öfke ve düşmanlık da bir ilişki türüdür.
Kavram eğitim psikolojisinde, aile yapılarının çocuk gelişimi üzerindeki etkisinde yine karşımıza çıkar. Şöyle ki: İdeal olanın eşitlikçi, dengeli ve demokratik bir aile olduğunu biliyoruz. Şimdi hayali bir senaryo ile bundan sapan iki örnek düşünelim ve iki ideal olmayanı birbiri ile kıyaslayalım. Biri çok otoriter ve baskıcı bir aile olsun. Diğeriyse çok ilgisiz ve hiç sınır koymayan başka bir aile. Soru şu: Sizce hangi ailedeki çocuk daha çok zarar görüyordur? Baskıdansa ilgisizlik mi dersiniz? Hayır aslında tam tersi. Neden mi? Çünkü otoriter bile olsa bir çocuk ailesinin ilgisine ihtiyaç duyuyor da ondan. Demiştik ya en kötü temas temassızlıktan iyidir.
Bazen ailesinin ilgisini çekebilmek için cezaya bilerek razı olup yaramazlık yapan ya da annesinin ilgisini daha çok alabilmek için bilerek yemek yemeyen çocuklarımız yok mu?
Elbette aynısının yetişkin versiyonları da var. Sadece ilgi çekebilmek için negatif yollar kullanan koca koca yetişkinler az mı?
Hepsini toparlarsak, kızdığımızda dönüp o kişiyle uğraşmak aslında ona onun var olduğunu hissedeceği bir temas sağlamak anlamına da geliyor. Çünkü onunla ilişki içinde kalmaya devam ediyoruz.
Hani “En büyük ceza “Kale Almamaktı” ya, yaptığımız o olmuyor.
Diğer taraftan biri size kızıyorsa bile sizi hala kale alıyorsa ilişki kapısı açıktır, sizden halen vazgeçmemiştir, yani umut var demektir.
Kendin Olmanın Güveni ve Liderliğiyle,
Ebru Ardıç
