

Birlikte düşünmek için bir soru:
Soft Skills Eğitimleri neden önemli?
İş hayatında beceriler iki grupta inceleniyor. İngilizceleri Hard Skills ve Soft Skills. Hard skills denilenler, işini yapabilmesi için gereken “teknik yetenekler”. Ancak maalesef “soft” olanın Türkçede tek kelimelik bir karşılığı yok. Soft Skills’den; insani beceriler, sosyal beceriler, iletişim becerileri, karakter veya kişilik özellikleri, tutumlar, sosyal zekâ gibi soyut ve ölçülmesi zor olan beceriler kastediliyor. Bunlar çalışma biçimimizi, ilişkilerimizi ve çevremizdeki insanları da şekillendiriyor. Bana kalırsa ince beceriler, başarı veya başarısızlığımızın gizli mimarları.
Teknik konular daha somut daha matematik daha IQ işi: Yani ölçülebilir. Kişinin kendi kendine bile öğrenmesinin önünde engel olmayan taraf.
Ancak şu ince yetenek meselesi biraz farklı. İnsan ilişkileri ve sosyal beceriler; “Duygusal”, “Sosyal” hatta “İçsel” zekâ gerektiriyor. İletişimle ilgili olan her şey gibi en azından iki kişi istiyor. Evinizde tek başına oturup bu becerileri geliştirmeniz mümkün değil. Üstüne üstlük bu becerilerin ölçülmesi de kolay değil. İçinde “İnsan” olan her şey gibi çok katmanlı, çok kompleks, çok renkli.
Hayatın matematik ve fen tarafına yakın bir mühendis gözünden, insanı anlamanın çok farklı yetkinlikler istediğini söyleyebilirim. En sevdiğim eğitimler insan ilişkileri ile ilgili olanlardır. Aynen el yapımı bir bardak veya seramik bir vazo gibi birbirinin aynı olan iki eğitim bulamazsınız. Özellikle bizim gibi sahnede iki eğitmenin olduğu, firmaya özel akış tasarlandığı, üst düzey katılımın hedeflendiği eğitimlerde spontan renkler çok olur.
Bu eğitimler her zaman hem iş hem özel hayata katkıda bulunur. Çünkü aslında beşeri ilişkiler her yerdedir.
Kavramlar üzerinde konuşur, anlayışımızı ortaklaştırırız. Böylelikle kurum içindeki iletişimi kolaylaştırıcı bir baz oluşumuna katkımız olur.
Hedef, hayatın çok içinden konulara farklı bakış açıları getirmek ama en önemlisi kişilere ayna tutmaktır. Biliriz ki kişide “Farkındalık” oluştuğunda yolun yarısına yaklaşmışız demektir.
Katılımcılar kendilerini savunma ihtiyacının minimumda olduğu güvenli bir ortamda, ortak oyunlar oynar, grup çalışmaları yaparlar. Birbirleri ile iş dışında görüşmüş, biraz daha yakından tanışmış olurlar. Karşısındaki kişinin insan tarafını ne kadar çok görebilirlerse, gelecekteki olası çatışmaların şekli de o kadar değişir. Bizim eğitim salonumuz; kişisel bariyerlerin, iş yaşamının savunma kültürünün hafiflediği yerlerdir ve kurum içi iletişime iyi gelir.
İyi bir ince yetenek eğitimi, aynen etkileyici bir kitap okumak, çarpıcı bir film seyretmek, şaşırtan bir hikâye dinlemek gibidir. Yeni nöron bağlantıları oluşmuştur. Beyniniz bu yeni deneyimi kişiselleştirerek uzun süreli hafızaya alır ve eğitimden kalan duygular kişisel filtrelerden geçerek bilinçaltı denen duygu hafızasına kaydolur.
Herakleitos’un “Aynı Nehirde İki Defa Yıkanılmaz” demesi gibi siz artık, eğitim öncesindeki insanla aynı kişi olmazsınız.
Kendin Olmanın Güveni ve Liderliğiyle,
Ebru Ardıç
Görsel NotebookLM ile oluşturulmuştur
